HastaBlog
   
 
kategori
Ayın Yazısı (5 yazi var )
Duyuru (5 yazi var )
Güncel (322 yazi var )
Kabataş Anıları (5 yazi var )
Kabataştan (5 yazi var )
Oradaydık... (5 yazi var )
Spor (14 yazi var )
Yazilar (20 yazi var )
İZER AĞABEY ardından... (1 yazi var )
Şakalar... (0 yazi var )
Şiirler (9 yazi var )

top10
Duygu'dan Yemek...
Babadan Kabataşlı...
Sadrettin Alpan Ağabey'imiz...
PİLAV a ViRA ViRA...
Dostlar Kahvesi'nde Kahvaltı
Oyumu Kime Vereceğim
"Ben Demokrat Değilim"
Kadın Değerini Bilmiyor
Bravo SABAH
70'li Yıllar

linkler
ATATÜRK GÜNLÜĞÜ-ATATURK TODAY
KABATAŞ ERKEK LİSESİ EĞİTİM VAKFI
Kabataşlılar Derneği
Sanverim...
Semih Seyyid Şiirler
T.C.Cumhurbaşkanlığı
TDK-Sözlük
Tüketiciler Birliği
İst.Em.Md.-Mobese


Babadan Kabataşlı...

Çocukken herkes masumdur. Bütün çocuklar samimidir.

En kötüsü topunu vermez, çikolatasını paylaşmaz, bisikletini  “Annem kızıyor..” bahanesiyle bir tur vermez, o kadar.

O zaman da ne olur, o çocuğun bisikleti, reddedilen çocuk tarafından, cebren ve hile ile “ödünç alınır”. Cimri çocuk hırslanır, arkasından koşar ağlayarak.

Ama en fazla o gün küserler. Ertesi gün çimlerde yine birlikte koşarlar, sonra yine kavga ederler, sonra yine barışırlar. Çünkü onlar çocuktur.

Çocukluk böyle saf ve temiz bir dönemdir.



Çocukken herkes masumdur. Bütün çocuklar samimidir.

En kötüsü topunu vermez, çikolatasını paylaşmaz, bisikletini  “Annem kızıyor..” bahanesiyle bir tur vermez, o kadar.

O zaman da ne olur, o çocuğun bisikleti, reddedilen çocuk tarafından, cebren ve hile ile “ödünç alınır”. Cimri çocuk hırslanır, arkasından koşar ağlayarak.

Ama en fazla o gün küserler. Ertesi gün çimlerde yine birlikte koşarlar, sonra yine kavga ederler, sonra yine barışırlar. Çünkü onlar çocuktur.

Çocukluk böyle saf ve temiz bir dönemdir.

 

Bu dönemde edinilen dostluklar, hayatın başka hiçbir döneminde edinilemez. En gıcık olunan karşı apartmandaki çocuk bile, yıllar sonra yolda karşılaşıldığında bağra basılır. Eskiler akla gelir. Duygulanılır.

Çocukluk dostluklarının yeri her zaman başkadır.

 

Hele ki bu çocukluk dostlukları, Kabataş gibi yatılı bir okulda edinilmişse, onun yeri hepsinden başkadır. Her çocuğun oraya geliş sebebi farklıdır.

 

Bir kısmının maddi sıkıntıları vardır, imkanlar dardır. Çocuk başarılıdır, sınavı kazanır. Ailenin çocuğu için yapabildiği en iyi şey, onu, eğitim yuvasının güvenli ellerine teslim etmektir. Gözyaşları içinde ayrılınır.

Çocuk birkaç gün, kimseyle konuşmaz. Yalnız kalmak ister, çekinir herkesten. Aile hasretiyle o çocuk haliyle başa çıkmaya çalışır.

 

Bazı çocukların durumu daha da zordur.

Anneleri ölmüştür. Babaları, eşinin kaybını sindiremezken, çocuklara nasıl bakacağını bilemez bir haldedir. Aile büyük bir sıkıntı içidedir. Baba, çocukları yatılı okula verir.

Kendince doğru karardır ama annelerini kaybeden çocuklar bir anda evlerinden de olurlar. Gözyaşları yine sel olur.

 

Bazılarının ailesi de, çocuğunun iyi eğitim alabilmesi için “Eti senin, kemiği benim.” diyerek öğretmen hanıma teslim ederler çocuğu. Terbiye kazanacaktır, adam olacaktır. Çocuk panik içinde gelir okula. O da çok yalnızdır, korkuyordur.

 

Zaman geçer. Çocuklar kısa sürede alışırlar birbirlerine. Çocukturlar ne de olsa. Her ne kadar hepsi ailesini özlese de, arkadaşlarını çok sevmektedirler. Yapılan şakalar, etüdler, yatakhane maceraları, öğretmenin verdiği cezalar. Hiçbirine doyum olmaz. Burada zaman zaman sıkıntı yaşasalar da, duygusal anlar olsa da, dostları herşeyden başkadır. Sürekli birlikte olmanın kaçınılmaz ve mutlu sonu, bu güzel dostluklardır.

 

Ben, bu çocuklardan birinin kızıyım.

Babamın Kabataşlı dostları, benim “amcalarım.” Çünkü onlar birbirlerine kardeş gibi yakınlar.

En sıkıntılı anlarımızda ailece yanımızda olan, en güzel anlarımızda çocuklar gibi eğlendiğimiz, pikniklerde deliler gibi koşturduğumuz, çocukluğumu güzelleştiren ve bir sürü güzel hatıraya sahip olmama sebep olan, ergenliğimdeki tüm suratsızlığımı, asabiyetimi ciddiye alıp, benimle büyük adammışım gibi konuşan, iletişim kuran, üniversiteden mezun olunca en az ailem kadar sevinen, sıkıntılarımı dinleyip bana nasihatlar veren bir sürü “Kabataşlı amcam” var benim.

 

Ben hiç Kabataşlı olmadım ama Kabataşlı olmanın manevi nimetlerinden o kadar çok faydalandım ki.. Bana öyle güzel örnek oldular ki.. Gerçek dostluk ne demek, ben onlardan öğrendim.

Dayanışma ne demek onlardan gördüm. Çocukluk dostlarıyla bir araya gelen 50 küsur yaşındaki kimisi genel müdür, kimisi emekli, kimisi profesör, kimisi öğretmen olan bu “amcalar” bir araya gelince nasıl çocuk olup, birbirlerine karpuz fırlatıp, karpuzu suratına yiyen emekli müdür amca, kızıp bağrınınca, diğerlerinin pis pis gülerek saklanacak delik aradıklarını ve küsen bu dostlarının gönüllerini almak için nasıl seferber olduklarını ben onlardan gördüm.

Yatılı günlerden kalma şakalarla, sessiz film oynarken, iki rakip grup bir olup, hedef kişiye “Maymunlar Cehennemi” filmini anlattırıp, maymun taklidi yaptırıp, bir türlü anlayamıyormuş gibi yapıp, kahkaha krizine boğulmayı onlardan gördüm.

Mide kanaması geçiren arkadaşını hastaneye ziyarete gelirken, böreklerle ve profiterolle gelen kişi ancak bir Kabataşlı olabilirdi.

O hastane odasındaki muzur ve sevgi dolu muhabbetleri ben onlarda gördüm.

Beylerbeyi Sarayı’nın bahçesinde, koca bir tepsi midye tava ile piknik yapan tek grup Kabataşlılar olabilirdi.

Bunların hepsini, çocukluklarını yatılı okulda geçirmiş, sevgiyi ve dostluğu  düstur edinmiş Kabataşlı amcalarımda gördüm.

Hoşgörüyü, sevgiyi, saygıyı, zor günlerde destek olup, mutlu günlerde sevinci paylaşmayı onlardan öğrendim.

 

Benim hayattaki en değerli dostlarımdan biri, bu amcalardan birinin kızıdır.

Kendimi bildim bileli o hep benimledir, hayatımdadır. Ondan habersiz geçen iki günüm yoktur.

 

Sık görüşmesek de, diğer Kabataşlı amcalarımın çocuklarıyla bir araya geldiğimiz her seferde en az amcalarımız kadar birbirimize kenetleniyoruz çünkü onlar bizim Kabataşlı amcalarımızın çocukları, bizim çocukluk arkadaşlarımız. Bu yeterli.

Belki genç mezunlar veya çocukları henüz küçük olan mezunlar bu ayrıntıyı gözden kaçırabilir. Kabataş’ta edindikleri dostluklar sayesinde çocukları da dost olabilirler ve bu çok özel bir şeydir.

 

Dediğim gibi.. Kabataş’ta öğrenci olarak hiç bulunmadım.

Ama ben “Babadan Kabataşlı”yım ve Kabataşlı dayanışması nasıl birşeydir, biliyorum.

Babamın ve amcalarımın Kabataşlı olmalarından, biz çocukları, her zaman gurur duyduk.

Bu duygunun derinliğini ve benim hissettiklerimi, ancak sizin çocuklarınız anlayabilir…

 

Herkese sevgi ve saygılarımla,

 

Beste Ünsal

 

Bir Kabataşlı Kızı

Haldun Ünsal - 70’in Kızı………






yorumlar
Yazan: Nejat Gözen | Tarih: 25.04.2007
Sevgili "Babadan Kabataşlı" , Sevgili Beste Kardeşim, Yazını keyifle okudum... Bir çok Kabataşlıyı nasıl etkiledin bir bilsen… Bizleri bizlere döndürdün… Çok ihtiyacımız vardı. Yüreğine eline sağlık… Sevgili babana , sevgilerimi ilet lütfen… Nejat Gözen - 69
Yazan: Sabanur Demiriz | Tarih: 25.04.2007
Su an yasadıgım duygunun adı sanırım kıskanclık icimde hic olmadıgını sandıgım ama su anda "meger bende de varmıs" dedigim duygunun adı bu olsa gerek. Umarım bir gun "Anneden Kabataşlı" diye bir maili okumak da bizlere nasip olur. Bestecim yuregine saglık. Sana bu duyguları yasatan bir baba ve pek cok amcaya sahip oldugun icin ne kadar sanslısın. Bu sansin hep seninle olsun. Sevgiler, Sabanur 96
Yazan: İzer Çulhagil | Tarih: 25.04.2007
Sevgili Beste, Çok guzel bir yazi...........Bulent Satıcı da geregini yazmış. Müsade edersen, Kabataş Caimasında bu mesajını oldugu gibi (Senden) kullanmak ( yayınlamak) isterim. Baban' a özel selamlarımla, izer çulhagil 58, III Fen A
Yazan: Bülent Satıcı | Tarih: 25.04.2007
Onca polemik unsurları ile bezeli postalardan sonra Beste Ünsal'ın bu hoş yazısı bana çok iyi geldi doğrusu , mail grubumuzun amaçlarından biri kabataşlılık ruhunun,dayanışmasının altını çizmekse eğer Beste Ünsal bunu güzel yapmış doğrusu . Birilerini incitebilecek mailleri bir kenara koyarsak tartışma yaratacak konulardaki yazıları da okumak isterim elbette ama aşağıdaki tarz naif, hoşluğunu içinde barındıran postaları daha fazla görebilmeyi tercih ederim . Bülent Satıcı 1988
Yazan: İzer Çulhagil | Tarih: 25.04.2007
" Kabataslilar " kume yonetimine. Bu mesaj odullendirilmeli..........

Kategori: Ayın Yazısı Yazılma: 25.04.2007 | Okunma: 4681 | Yorumlanma: 5

galeri.son6
Kabataşlılar 29.Nisan Çağlayan'dayız...    Bay BAŞKAN , 1 KAYIP ve Bizler...  İPEK ve İDİL...
İpek rejimde , Afiyet olsun İdil'e....  Yemek sonuna doğru.....  Ufaklık ANIL ve kankası yakışıklı ANDAÇ  
yönetim paneli